Ümit Yenişehirli yazdı: İsrailli seçmenin rutin tercihi
İsrail seçimlerinde yaklaşık 8 milyon seçmenin tercihi, bir kez daha yine ‘kötüler arasında yeni bir kötü’yü seçme üzerine buluşurken, işin siyasi matematik tarafı ise belirsizlik ve istikrarsızlığa zemin hazırladı.
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun iktidar bloğu 53, eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot’un muhalefet bloğu ise 48 milletvekilliği kazanabildi.
Yeni hükümetin nasıl kurulacağı belirsizliğini koruyor.
İsrail vatandaşı Filistinli, çoğunluğu Müslüman 19 milletvekilinin tutumu ise muhtemel hükümet krizini çözmede belirleyici olacak.
SANDIKTAKİ KİRLİ SUÇ ORTAKLIĞI
Siyaset bilimi ve medyadaki yaygın ezberler, halkı ve seçmeni hep ‘vicdanlı, iyicil bir özne’ olarak resmetmeye bayılır.
Oysa tarih ve güncel gerçeklik, kitlelerin suç ortaklığına ve ahlaki körleşmeye dayanan karanlık yüzlerini de açıkça gözler önüne sermekte.
İsrail seçmeninin; İsrail’in Filistinlilerin topraklarının gasp edilerek kurulduğu 1948 yılından bu yana sergilediği tutum, genellikle iki, bazen daha da fazla kötünün ezbere onaylandığı bu mekanizmanın somut bir delili oldu, tıpkı son seçimlerde bir kez daha görüldüğü gibi.
Yahudiliğe yükledikleri üstenci, ezoterik, hurafe dolu fanatikçe öğretilerle günlük tercihlerini belirleyen İsrail toplumunun ezici çoğunluğu, ellerine masumların kanı bulaşmış siyasi figürleri sandıktan iktidara taşımaktan imtina etmiyor, rahatsız olmuyor; aksine bu şiddeti ‘güvenlik endişesi’ yalanıyla meşrulaştırıyor.
İsrail halkı için son seçimde de Netanyahu ile Eisenkot arasında sıkışıp kalmak, bir mecburiyet değildi.
Bu; neye oy verildiğini gayet iyi bilmek, katliamların mimarlarını baş tacı etmek, özetle sandıkta şekillenen seçenle seçilen arasındaki kirli işbirliğinin bir göstergesiydi.

IRKÇI YAHUDİLER EİSENKOT’A DA IRKÇILIK YAPIYOR
Benjamin Netanyahu genel başkanı olduğu Likud (birlik) Partisi’nden ayrıldıktan sonra, ‘doğru, dürüst’ anlamına gelen Yashar adıyla bir parti kurarak siyasette iddialı olduğunu gösteren Gadi Eisenkot, Fas’tan göç etmiş Yahudi bir ailenin çocuğu kimliğiyle Eilat’ta büyüdü. Babası bakır madenlerinde madenci, annesi ev hanımıydı.
Olası bir başbakanlık durumunda Eisenkot, İsrail tarihinde Kuzey Afrika Mizrahi kökenli ilk isim olacak. İsrail’deki derin ırkçı yapı ise onun bu kimliğini sürekli bir aşağılama malzemesi olarak kullanıyor.
Onlara göre Netanyahu ‘seçkin bir aile’den gelirken, Eisenkot ise Afrika göçmeni bir aile olmasına gönderme ile içinde ‘maymun’ sözcüğü geçen medya yorumlarına konu oluyor.
EİSENKOT’UN KANLI GEÇMİŞİ
Çekingen ve medyadan uzak duran biri olan eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot, askeri disiplini, ketum tarzı ve ‘neredeyse sadece siyahtan oluşan kreasyonu’yla dikkat çeken birisi.
Eisenkot, 40 yıllık askeri kariyerinin zirvesine 2015-2019 yılları arasında Netanyahu hükümetinde Genelkurmay Başkanı olarak ulaşmıştı.
Gadi Eisenkot’un askeri sicili, onun soğukkanlı imajının arkasında, ne kadar acımasız ve sivilleri doğrudan hedef alan bir fanatikliğin var olduğunu gösteriyor.
Eisenkot’un üniformalı teröristliğinin merkezinde, 2006 yılında geliştirdiği acımasız saldırganlık yöntemleri yatıyor. Gadi Eisenkot, 2006 Lübnan Savaşı’nda, sivilleri ve sivil altyapıyı doğrudan meşru hedef haline getiren ve adını ‘Dahiya Doktrini’ koyduğu kirli bir düşüncenin uygulayıcısı olmuştu.
Eisenkot, 2008’de verdiği mülakatta bu düşünceyi, “Bize ateş açılan her köyde orantısız güç kullanacağız ve oradaki her şeyi yerle bir edeceğiz.” sözleriyle savunmuştu.
Bugün Gazze’de taş üstünde taş bırakmayan imha konseptinin teorik ve pratik temelinde ağırlıklı olarak bu anlayış yer almakta.

KESKİN NİŞANCILARA “ÇOCUKLARI VURUN” EMRİ VERMİŞTİ
Yine Gadi Eisenkot, 2015-2019 yılları arasında Gazze sınırında Filistinlilerin barışçıl ‘Büyük Dönüş Yürüyüşü’ protestolarında, keskin nişancıların silahsız göstericiler, çocuklar, kadınlar ve gazetecileri doğrudan hedef alması talimatını vermişti.
Eski Genelkurmay Başkanı yeni politikacı Eisenkot, Batı Şeria’da ise gece baskınları, idari tutuklamalar ve ev yıkımlarıyla Filistin halkını nefessiz bırakan mekanizmanın en üst düzey mimarıydı.
OĞLU VE İKİ YEĞENİ FİLİSTİNLİLERE SALDIRIRKEN ÖLDÜLER
İsrail siyasetinde yer alan birçok ailede olduğu gibi Eisenkot ailesinde de Filistinlilere yönelik nefret ve saldırganlık bir aile geleneğiydi. Askeri kariyerinde eli kanlı bir Filistin düşmanı olan Gadi Eisenkot’un oğulları ve yeğenleri de aynı yolun yolcusu olmuştu.
Gadi Eisenkot’un beş oğlundan biri olan Gal Meir Eisenkot, Aralık 2023’te, Filistin’e yönelik sayısız saldırıların birinde, kendilerini savunan Filistinlilerin karşısında hayatını kaybetmişti.
Yine Eisenkot’un iki yeğeni de 2024 yılında Gazze’deki işgal harekatında öldürülmüşlerdi. Oğlunu ve yeğenlerini kaybetmesi Eisenkot’a ‘yaslı baba, aile reisi sempatisi’ ve buna bağlı siyasi bir kredi kazandırmıştı.
NETANYAHU’YA KIYASLA ‘RAFİNE KATİLAMCI’
Son birkaç yılda Gadi Eisenkot etrafında örülmeye çalışılan ‘imaj’ ise özünde Filistinlilere yönelik soykırım konusunda bir farklılık göstermezken, onun, Benjamin Netanyahu’ya kıyasla ‘bu işi’ daha gürültüsüz gerçekleştirebileceği üzerine kurgulanıyor.
Buna göre, 2022 yılında siyasete giren Eisenkot, siyonist güvenlik doktrinini, uluslararası toplumla çatışmadan, daha profesyonel bir yöntemle yürütmesi gerektiğini vurguluyor.
Gadi Eisenkot, Gazze’de Hamas yönetimini 18 ay içinde nokta operasyonlar veya diplomatik baskıyla sona erdirme sözü veriyor. Bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasına kategorik olarak karşı çıkıyor. 7 Ekim sonrasında iki devletli çözümü savunan herkesi ‘hayalperest’ olarak nitelendiriyor.
İran’ın nükleer kapasitesinin sıfırlanması konusunda Netanyahu ile birebir aynı hedefleri paylaşıyor ancak bunun ABD diplomasisiyle taçlandırılması gerektiğini düşünüyor.
Aşırı sağcı fanatik Yahudi yerleşimcilerin Müslümanlara yönelik şiddetine görece karşı çıkarken, bunu insani kaygılarla değil, durumun İsrail’in Batı nezdindeki imajını zedelemesinden endişe ediyor.
FİLİSTİNLİ MAZLUMLAR İÇİN DEĞİŞEN BİR ŞEY OLMAYACAK
İsrail’deki siyasi belirsizlik çözülür de Gadi Eisenkot icra mevkiine geçecek olursa bölgede değişecek hemen hiçbir şey söz konusu olmayacak.
Gadi Eisenkot’un; Benjamin Netanyahu’nun dini-milli fanatizminden ve aşırı sağcı müttefiklerinden rahatsız seküler ve Batı yanlısı bir askeri bürokrat olması, Filistin’in işgali ve Filistinlilere yönelik soykırımın dozajında bir değişikliğin gerçekleşeceği anlamına gelmiyor.
Bu general eskisinin mimarı olduğu Dahiya Doktrini göz önüne alındığında, kendisi Netanyahu’dan ‘daha insaflı’ filan değil. Netanyahu vahşeti, şovcu bir görsellik ve Yahudi fanatizmiyle sergilerken; Eisenkot aynı vahşeti ‘devlet disiplini ve askeri gereklilik’ ambalajıyla sunma taraftarı.
Son tahlilde İsrail siyasetindeki lider değişimi, mazlum Filistinli kardeşlerimiz için ‘bir cellat değişimi’den başka bir şey değil; maalesef…